şiir
Rasih Yılmaz
kolaj
Serkan Öztürk

şiir- Rasih Yılmaz

Ellerim çatlak divit, mor zamanlar aktı tırnaklarımdan.

Her sayfanın başında öylesine sevdim ki seni,

Her satırında kendimi,

Her cümlesinde seni,

Sahi sen!

İhanet havarilerinin kanlı parşömenlerini yazan ben…

Çarmıhın, kutsal metinlerine ismini işleyen;

İsa’nın son şakirdi…

Nefesine taliptim.

İçime çektiğim ruhun, uzatmış mıydı ömrümü?

Yoksa öldüm mü?

Çektin dudaklarını benden, çektim dudaklarımı senden;

Soluksuz bir imansızlık kaldı aramızda.


Bir uçurum gibi büyüyen sükût, ümitten kopuş hani.

‘Köpekliktir aşk’, ayaklanması onursuzluğun; berrâ!

Hadi ama korkma, şairin boynuna asılı yafta; dil orospusu.

Yalan değil, değil mi okuduğun ölüm?
Bilemedin utanma;

Kelimelerden kurulu kâğıttan intiharlar…

Beklenen, yok oluşu; et ve kemiğin.

Azar azar eriyişi yazılanlar kabul et,

‘Duygu İmparatorluğu’nun mermer odalarında tükettik tenlerimizi.


Ve biliyoruz artık, nasıl bir sabırsızlık,

Beyaz örtü altında gassali beklemek.


İsterdim ellerimle yıkayayım seni.

Kirlerinden arınırdı belki gece.

 -Ki gecelerin fahişesi Magdalena sen misin?

şiir- Rasih Yılmaz

Sonraki
Mağlup