Zemzem Yangını

şiir- Rasih Yılmaz

Ah nefretim,

                   kaç kere yardım göğsümü; çıkartamadım seni içimden…

Oysa zemzemle yıkamak, ne güzel olurdu gözlerini.

 

                   Hırçın rakkase, kaburgamdan sen mi yaratılmıştın?

     Kadınım, çocuğum, sevgilim; bilinmeyen dünyamın gök kubbesi,

                ne zaman içine alacaksın beni?

 

Bağışla deliliğimi; anlasaydı Leyla, Mecnun’un halini, hangi dağı delerdi Ferhat?

                  Sana üflerken nefesimi, maşukluk düşmüş ruhuna… 

        Acı mı? Aşıklık kalmış bana.

 

 Hadi söyle nefsimin bitmeyen orucu,

                                  sen hangi ayın sultanısın?

     Mukaddes bir emanetin bekçisi gibi ağlıyorum eşiğinde,

Her damla bir dua,

    her dua rahmet ayaklarına…

 

Seni düşünerek ölmek ne zormuş…

     Sabah ezanım benim,

                 kanatlarınla secdemde gir rüyama…

 

     Derbederliğim kendime,

              aldırma bedbaht halime!

 

Yedi kat perde kalkmazsa;

      insan bilmez,

           insan duymaz,

                     insan görmez…

             “Şifacın benim!” de.

                  Bitmeyen cezam merhamet mi sevgilim?

 

Ne öğrendiysen hayatta unut!

      Bilmezsin, yaşamadın hiç benden önce…

Bezirganım, huzursuzluğunun ızdırabına talibim.

            Zehrini ben emerim hüznün;

seni var ettikten sonra,

                    damarlarımda ne dolaşıyor sanıyorsun?

        

                                   Ah sevgilim gece bitiyor yine;

                  ateşle oynayanın parmakları yanarmış.

İnsan aleve vurgunsa hiç eti kanar mıymış?

şiir- Rasih Yılmaz

fotoğraf- Gülizar Baki

15 Nisan 2020 Lapsus Dergisi

Sonraki
Fesleğen