Mars’ı Öldürmek!

Okur Yazısı – Mustafa Said Göngör

Mars’ı yok etmeye karar verdiler. Daha ayak bile basamadıkları o gezegeni yok edeceklerdi. Sonuçta Mars’tı tüm kötülüklerin tanrısı… İnsanları bu denli acımasız, bu denli vahşi yapandı… Dünyanın ve insanlığın başına gelenlerin tek müsebbibiydi o. Peki insanlık bunu iki yüz bin yıllık tarihi boyunca yeni mi fark edebilmişti? Belki daha önceki toplumlar da fark etmişti ve belki de bu yüzden ona Mars -savaş tanrısı Ares- demişlerdi. Belki onlar da Mars’ı yok etmeyi düşünmüş ama teknolojik imkansızlıklar yüzünden bunu gerçekleştirememişlerdi, kim bilir? Ama şu açıktı ki Mars gerçekten tüm kötülüklerin kaynağıydı. Yoksa başka bir açıklaması olabilir miydi insanların doğayı, birbirlerini, kendilerini öldürme çabasının?

Başka bir açıklaması olabilir miydi şeytanı bile kıskandıracak fenalıklar yapmasının? Evet Mars’ı yok etmelilerdi. O, yok olunca, insanlık bütün kötülüklerinden arınacak, dünya tekrar hayatla bağdaşır bir gezegen olacaktı.


Hemen kolları sıvayıp ve işe koyuldular. Düşman taraflar omuz omuza verip dağları, tepeleri kazdılar, çıkan kayaları erittiler, kanyonlara döküp, denizlerde soğuttular. Çok çalışıp çok yoruldular. Nice dağlar eriyip yok oldu, nice denizler kaynayıp buhar! Nice canlar yitirdi insanlık bu yolda, nice nesiller geldi geçti ama en sonunda el ele vererek çıktıkları bu yolda Mars’ı yok edecek roketleri yapmayı başardılar. Artık Mars’ı yok edebilirlerdi. Tam roketleri göndereceklerdi ki hesap kitap yapan insanlar çıka geldiler. Dediler ki “Mars’ı yok edersek Güneş sisteminde dengesizlik oluşur. Eğer onu yok edeceksek onun yerine başka bir gezegen koymalıyız.” Haklılardı, Mars’ı yok ettikten sonra onun yerine başka bir gezegen koymaları lazımdı. Uzunca bir süre bunu düşündüler ve en sonunda buldular. Bu iş için en uygun gezegen Plüton’du. Hatta gezegen bile değildi o. Çünkü onu yıllar yıllar önce gezegenlikten çıkartmışlardı. Bunu onlara yaptıran da Mars’tı tabi. Şimdi intikam zamanıydı. Mars’tan açılacak boşluğu Plüton’la dolduracaklardı. Hem zaten ismi de zenginlik tanrısının ismiydi. O da ismi gibi zenginlik getirirdi belki.


Yine başladılar çalışmaya. Çalıştılar, çalıştılar. Asırlar geçti, devirler değişti. Ama en sonunda Plüton’u taşıyacak aracı da yapmayı başardılar. Artık Mars’ı yok edebilir, yerine de Plüton’u koyabilirlerdi. Herkes sabırsızlık içindeydi. Hem Mars’ı yok edip tüm kötülüklerden kurtulacak, hem de Plüton’u Mars’ın yerine koyup zenginlik ve saadete kavuşacaklardı. Son hazırlıkları yaptılar. Hazırlıklar bitince seremoni eşliğinde önce taşıyıcıyı gönderdiler sonra da roketleri. Artık tek yapmaları gereken roketlerin Mars’a, taşıyıcının da Plüton’a ulaşmasını beklemekti. Bu uzun bir bekleyiş olacaktı ve bu bekleyiş sırasında, yaptıkları en iyi şeyi yapmaya karar verdiler, savaşmayı…

Savaştılar, savaştılar…

Uzunca bir süre geçtikten sonra tüm insanlığı sevince boğan bir haber geldi. Mars yok edilmişti. Roketler Mars’ı paramparça etmiş, parçalarını uzayın dört bir yanına dağıtmıştı. İnsanlık günlerce, tüm kötülüklerden kurtulduklarını müjdeleyen bu haberi kutladı. Kutladı kutlamasına ama gün geçtikçe kutlamaktan sıkılmaya başladılar. Tam homurtular yükselmeye başlamıştı ki bir haber daha geldi. Taşıyıcı, Plüton’u Mars’ın boşalan yerine koymayı başarmıştı. İnsanlık bunu da coşkuyla kutladı ama fazla uzun sürmedi bu
coşku. Birkaç günün sonunda kutlama yapan kimse kalmamıştı. Tüm insanlığa bir sessizlik çökmüştü. Çok kötü şeylerin olacağına delalet eden bir sessizlik… Ve birden bir savaş patladı. İnsanlık yeniden birbirini kırıp geçirmeye başladı. İnsanlar bir yandan birbirlerini öldürüyor, bir yandan da neden Mars yok olduğu halde kötülüğün hâlâ bitmediğini düşünüyorlardı.

Uzunca bir düşünüşün ve akan onca kanın ardından sanki yavaş yavaş bir aydınlanma gelmeye başlamıştı tüm insanlığa. Sanki kötülüğün kaynağının başka gezegenler olmadığını, insanın kendi içinde olan ve kendi içinde yenmesi gereken bir olgu olduğunu fark etmeye başlamış gibiydiler. Birden durdular. Birbirlerini öldürmeyi bırakıp, dediler ki “Kötülüğün kaynağı Mars değilmiş, başka gezegenler değilmiş! Boşu boşuna Mars’ı yok etmişiz! Tüm bu kötülüğün esas kaynağı, Güneş’miş!”

Okur Yazısı- Mustafa Said Göngör

Önceki
Heimweh