yazı- Erdal Dizman

Korona günlerinde sinemalar boş. Televizyonlarda yeni filmlerin sayısı sınırlı. Zaten bir ekran yetmiyor artık, herkesin kendi ekranı, kendi ışığı, kendi kulaklığında kendi ses kuşağı var. Ekrana göre şekillenen yepyeni bir insan var artık. Yeni insan; yeni medyanın yeni sanat anlayışını benimsiyor. Sanattan söz açmışken yeni film izleme şekli ve pratiği üzerine konuşalım.

Telefonla yatıp kalkan; kendi gerçeğini sosyal medya ve diğer platformlara göre yeniden kuran insanın okuma ve izleme alışkanlıkları değişti. Her insan bir yönetmen ve her insan önüne gelen resimleri seçiyor, istediği filmi kurguluyor. Film şeridi hiç durmadan akıyor. Bin bir konuda, bin bir çeşit resim durmadan yukarından aşağıya akıyor. Parmağının ucunda; ister yavaş ister hızlı oynat filmi; istediğin sahneyi durdur, bir daha izle, resmi büyüt iyice incele yada göz açıp kapama süresinde gönder kısır döngü çöplüğüne.

Ben yeni, yepyeni bir insanım. Yeni dünyanın yeni sakini! Ben artık özgür bir insanım. Başkalarının çektiği filmleri izlemiyorum. Dünya parmağımın ucunda.

Nasıl bir gün bugün? Hava nasıl? Dünyada neler oluyor? Hiçbir şey önemli değil. ‘Ben’ önemlidir. Benim ekranımda, benim kendi dünyamda istediğimi yazar istediğimi oynatırım.  Melankolik takılmak istiyorum, ekranım siyah beyaz bugün. Ressam edasıyla filtrelerim resmi; dışarda kalır denizin kokusuna sinmiş mavi, göz kamaştıran sarı, her gizi saçıp ortaya döken kırmızı…

Faturaların canı cehenneme, seçim sonuçları benim elimde, küresel ısınmaya karşı anket doldurmuştum, savaşlardan kaçanlar; ülkesini, evini, geçmişini yani kendini terk edenler yani işte , eee, ııı …Yanan mülteci kampı fotoğraflarını retweet ettim ya, hatta Instagram’a da taşıdım konuyu, gerekli sayıda like için ellerim karıncalanana kadar uğraştım.

En çok da gerilim, politik ve drama türlerini bir arada izlemek istiyor; yeni insan.

Bazen Bela Tarr’dan bile uzun yapıyorum filmi. Sabaha kadar  parmaklarım tutmuyor, arada bir içim geçiyor ama vazgeçmiyorum. Tuvalette bile non stop seçiyorum, izliyorum ve yorumluyorum.

Ben yeni insanım. Sorumlu  da bir insanım. Hele çocuklara dayanamıyorum. Genzine dolan metali baba azarı sanan çocuklar, sırtındaki yüke anne diye sarılan çocuklar, yalınayak, kafası dazlak, yanakları elma, kimsesinden koparken kıyameti kopan çocuklar, çöpleri kum tepesi, sönmüş mermileri misket sanan çocuklar, ağır ağır yürüyen annenin  kucağında soğuğa, karanlığa, dipsiz kuyulara kameralar eşliğinde kelepçelenen çocuklar…

Ben artık özgür bir insanım. Başkalarının çektiği filmleri izlemiyorum. Dünya parmağımın ucunda.

Stadyumda marş okuyan taraftar, oyuncu ile göz göze gelince kalbi duracak gibi olan seyirci ya da tek ses aynı şarkıyı söyleyen dinleyici değil artık yeni insan. Aynı evde, aynı sokakta, aynı ülkede, aynı dünyada aynı tip ekranlara bakan; ama birbirini hiç işitmeyen, birbirinden bu kadar habersiz yaşayan bu ‘yeni insan’ı yani ‘ben’ i konuşmaya devam edeceğim.

İşte 280 karakter sınırı olmasa, Dünyayı başlarına yıkarım zalimlerin!

Ekim 2020 

Önceki
Çocuk
Sonraki
Öğretmen