Şiir: Şenol Başkaya

İstasyon kapısı yine kalabalık

Yedi iklimden simalar

Farklı lisanlar

Birikiyor gözümde

Sonra bir Kadın

Duruyor önümde

Ruhu darmadağın

Elinde oğlu, sığınmış güya

Hesabında olmayan bir rüyaya

Yabancı bu diyara

Gelmiş ansızın

Bey desen, esiri olmuş bir kavganın

Talihsiz bir zaman,

Gün olsa korur bihakkın

Dün varsa işte, unutamayacaksa Kadın,

İşte o gün beş-on çakal

Zalim bir emir ile akın akın,

Dinlemeden evlâd û iyâl

Onca feryâd û figan

Koparıp uzaklara esir etmişler

Sonra onca yalvarmanın

Çalınmadık kapının

Yorgunu düşmüş Kadın

Bir merhametsizlik enkazında ezilmişler

Derken günbegün düşünmüş

Bizim gibi olmasın

Oğlum demiş yaşasın

Yollara düşmüşler

Oğlu, ay parçası, can yarısı Tarık

Adına gemiler yaktırılan bir adın

Kaderiyle dualık

Şimdi bu yaşlı kentte

Tek şehri Endülüse

Annesine sığınık

Babasını bekler,

Kadın bunca yaşanmışlığın ardında,

Duruşuyla tanıdık,

Adı Akdeniz’in de üstünde,

Anne sevgisinin sahibi Tanrıça,

Demeter’e bakınca 

Yaşıyor sanki bugünde.

Kızı Persephone için

İklimleri değiştiren Kadın

Güzel saçlı Kraliçe..

Hikayesi kirletilirken kalleşçe

Sığınmıştı sevgisine kızının,

Herkesten uzak, herkese kırgın 

Kapanmış böyle tarihçe.

Şimdi bu yaşlı kentte

Durakta benzer bir Kadın,

Umar kaderinden

Evladı için bir “talihçe”

Dua dua gecesinden

Eski günleri için bir dilekçe,

Bir kurtuluş anzısın

Bekler Kadın

Günler günleri geçtikçe…

Şiir: Şenol Başkaya

Önceki
Sürgün