Hikaye: Esra Dolunay

Fotoğraf: Engin Akyurt

Sıra sıra dizilmiş suratların bulunduğu vitrinin önünde durdu kız. Kalabalık caddenin ortasındaki bu dükkanın önünde, uzaktaki uğultular yaklaşırken birkaç kelimeye dönüyor, tekrar uzaklaştıkça yine uğultu halini alıyordu.

Kız içeri girerken kapıdan çıkan zil sesi ile üst kattan sırıtarak inen bir yüz bıyıklarını düzeltti:

– Buyurun size nasıl yardımcı olabilirim?

Kız acemice etrafına baktı. Kimliğini uzattı. Adam durumu anlamış gibiydi:

– Aaa  pekala tamam, siz ilk maskenizi almaya geldiniz demek.

Evet anlamında başını salladı kız.

– Düşündüğünüz bir model var mı? Mesela önceden araştırdığınız  bir model…

– Bilmiyorum, dedi kız. Daha önce maskem olmadı.

Adam ciddileşip vitrindeki maskelere bakarak düşünmeye başladı.

– Tamam buldum! dedi.

Vitrinden bir parça getirdi.

– Bu orijinaldir. Sonra da güldü:

– Hah! Hoş! Sahte olsa ne fark edecek değil mi?

Kız anlam veremeyip öylece baktı ve devam etti:

– Başka hangi modeller var?

Adam, yılların tecrübesini bir maske kadar hızlı takınıp, vitrindekileri tanıtmaya başladı:

– Şu sağdakiler en son çıkanlardan. Kalitesi aynı ve anında mod değişim özelliği taşıyor ayrıca daha kullanışlı. Dinlendirme ihtiyacı olmuyor, daha uzun süre kullanılıyor. Çabuk yıpranmaz. Bu ara çok ilgi gördü. Soldakiler, en çok satılanlardan. Gündelik kullanılıyor. Şunlar özel günler için ve bir de özel üretimlerimiz var ama onlar profesyoneller içindir, şimdilik tavsiye etmem. Mesela benim kullandığım özel üretim. Sizin gibi yenilere bu ilk gösterdiğimi tavsiye ederim.

Kız, anlamaya çalışır bir ifadeyle adama baktı, anlamadığı gayet açıktı. Adam ilk çıkardığı maskeyi uzattı:

– Bunu deneyin!

Kız, maskeyi yüzüne oturttu. Aynaya yaklaştı.

Bir fark göremiyordu. Adama döndü.

– Oldu mu sizce?

– İş görür, dedi adam ve ekledi:

– İleride alışırsınız. Zamanla oturacak.

Yine, yapay bir sırıtış yüzünde belirmişti.

Kız ücretini ödeyip maskesiyle sokağa çıktı.

Caddede gelip geçen yüzler gördü. Düşündü. Onlar da maskeli miydi, yoksa maskesiz miydi? İşte tanıdık bir yüz yanından geçiyordu. Selam verip gülümsemişti. Gülümseyen maskesi miydi yoksa kendisi miydi? Yüzler geçiyordu, mutlu, üzgün, korkak, tedirgin, gururlu, kızgın… Geçen yüzler mi, maskeler miydi! Ya kendisi… hissettiği gibi mi görünüyordu?

Caddenin bitiminde ‘popcorn’ yazan bir büfeden patlamış mısır aldı. Bir banka oturup yemeye başladı. İleride çocuklar oynuyordu. Birinin topu kendisine doğru kaçtı:

– Topu atar mısın abla!

– Gel kendin al!

Çocuk yanına geldi, topunu aldı, kıza baktı. Gözlerinde gerçek bir öfke belirdi:

– Sen de maskeli olmuşsun! dedi.

Kız yüzüne dokundu. Bir şey hissetmiyordu. Hayır, yüzünde bir nesne anlamında değil. Artık hiçbir şey hissetmiyordu. Midesi bulandı. Dükkandan çıkarken satıcı adamın dedikleri aklına geldi:

Hayırlı olsun. Ha bir de yeni bünyelerde bulantı gibi yan etki yapabilir, normaldir.”

Nisan 21 

Hikaye: Esra Dolunay