Karnaval | Rasih Yılmaz

Bütün oyunların sonunun mutlu biteceğini söylemişlerdi!

Meğerse mutlu biteceği sanılan bütün oyunlar hüzünle başlarmış.

Soru cümlelerini, alamadığım cevapların üstünde asılı bırakalı uzun zaman oldu.

Ağlayamayarak çürüttüğümüz kaçıncı göze sahibiz, hangi vebalin yükü cümlelerimizin yüklemlerini oluşturuyor, veremeyeceğimiz hangi hesaplar önümüzde yığılmış duruyor?..

Sessizlik.

Anlam yüklemekte zorlandığım vazgeçilmezlerim; sıtma nöbetlerine tutuluyorum.

Biliyorum artık.

Sirkin delisiyken şimdi yabancısı oldum.

Yalnızlık bütün damarlarımı çatlatıyor.

Elvedalar başladı içten içe.

Ayrı takvim yapraklarının peşine düşeceğiz anlaşılan.

‘İsmini koyamadığım’ bütün hatıralar, istemedim aslında sürgününüzü…

Ancak kaçınılmaz son, giden gözlerin kan sıçratması…

Sırılsıklamım!

Mide suyu ile dolmuştu da ciğerlerimiz solu(mu)yorduk.

Kızıl elmayı düşlerken, külümüzden ölüm çıkarmayı ancak biz becerebilirdik…

Uykularımızda günahlara kurban arıyor, cadılar kovalıyorduk.

Aynı sirki paylaştığımız palyaçolar(ı) çarmıha germek miydi güzel olan?

Oysaki acıyı seyretmekten zevk alanlar, acıyı çektirenlerden çok mu masumdu?

Umarsızlık nereye kadar?

Peki, bilen var mı,

bu karnavalı hangi deli ateşe verecek?..

 

Önceki
Tül Rende
Sonraki
Heceler