şiir- M. Esat Özen

fotoğraf- Marita Kavelashvili

0
 
Şimdi hangi kıtada bitse gün,
Hangi dilde anlatılsa bu hüzün,
Eksik kalır hikayesi günümüzün..
 
 
I
 
Kaç gurbeti duyar insan
Kaç kapıdan uzaklaşır
Kendinden nasıl kaçar
Nerede tenhalaşır..?
Sahi,
Ölümle nasıl anlaşır?
 
II
 
Yitirdim,
Hüsnü şehadetini
Dostların.
Hükümsüzdür.
 
——
 
V-I
 
Sana dünyanın öbür ucundan sesleniyorum,
Burada sonbaharı devirdi gün,
Sana dünyanın bu ucundan sesleniyorum,
Büsbütün çocukluğu geçti ömrün,
Rengârenk düştü yere yapraklar,
Sarı, turuncu, kırmızı ve kahve rengi..
Ve ben; savdım sıramı, bir kasım vakti..
 
V-II
 
Ben saçıma aklar düşecek sanıyordum ilkin. Yıllar boyu birlikte yaşadığım yaşlı ruhumun bedenime bu şekilde aksetmeye başlayacağını düşünmüştüm hep. İlk ak saçı diğer ak saçlar takip edecek sonra sakal ve bıyıklarda neşet edecekler sanıyordum. Alnımdaki derin kırışıklar belirginleşecek, göz altlarım farklı bir renk alacaktı belki. Böylece daha ayan beyan olacaktı içimde taşıdığım hüznü hayatın. Ülkelerden ülkelere sürerken hayat, ardım sıra kıtalar eskitirken hep daha da erken yaşlanacağımı, daha da çok ak saçlara boğulacağımı ve böylece bu dünya sahnesinde sıramı savacağıma inanmıştım.
 
Ben hiç, bir gecede bu kadar yaşlanacağımı, bu kadar yaşlanmaya olan hislerimi unutacağımı, bu kadar ansızın sıramı savacağımı düşünmemiştim. Ben hiç saçında akı olmayan bir baba tahayyül etmemiştim, ben hiç yaşlanmanın haricinde bir sıra savma düşünmemiştim. Ben hiç hayata böyle hazırlıksız yakalanmamıştım. Ben hiç, bir hayat karşısında bu kadar kelimesiz kalmamıştım. Aklaşmayan karasını saçlarımın, paylaşacağım gelmemişti hiç aklıma. İçimdeki hüznü unutturacak kadar beni bu hayata bağlayabilecek bir şeyin varlığını dahi düşünmemiştim hiç. Hiç böyle bir beklentiye dahi girmemiştim hayattan.
 
Şimdi, ansızın bastıran bir yağmurun altında oturmuş, yüreğimde filizlenen bu hayata dair kelimeler öğreniyorum.

şiir- M. Esat Özen