Deneme: M. Esat Özen

Çok güzel bir şey bulmuştum. Bir heyecanla sarıldım kaleme. Kendimi ait hissettiğim ama asla kendimi göremediğim o görüntüleri görünce sanki gençliğime gittim. O fon, o dizeleri mırıldanan ses, turuncu çiçekli fular… Bir çocukluk hayalinin küllerinden doğması gibiydi. Bense her şey için artık çok geç diyordum. Üç farklı kıtada, üç okyanus mesafede idik birbirimize. Ve neredeyse hiçbirimiz özgür sayılmazdık. Sokaklara çıksak geri dönebileceğimizden emin değildik. Halka karışsak, halk bize, biz yer yüzüne yabancı.. Şehirleri eşkıyalar tutmuştu, üniformasız kimileri, kimileri üniformalı. Ve biz kapalı kapılar ile dört duvarın ardını, demir parmaklıklar arkasına farkında olmadan tercih etmiştik. Sevgilerimiz acıyordu. Yabancılık, yalnızlık, mesafeler ve mevsimler dört bir yandan saldırıyordu. Sabahın ayazı iliklerimize kadar işlerken, hasta olmak lüksünden dahi mahrumduk. Hastane, eczane, aşhane, yatakhane niyetine birkaç metrekarelik bir oda ile iktifa etmek zorundaydık. Çocuksu tebessümlerimizi kaybedeli çok olmuştu. Ya evlenmiştik yahut saç ektirmiştik. Saç ektiren birinin çocuksu bir tebessümü olabilir mi hiç? 

Üsküdar’dan göç edeli de uzun zaman olmuştu. Yılların üzerinden bir de yollar geçmişti. Şimdi geri dönülmesi imkansız seyahatlerimizle, bulutlar doldurduk ceplerimize. Birkaç cep dolusu bulut ile hayata ne kadar tutunabileceğimize dair hiçbir fikrimiz de yoktu üstelik. Ve bizi daha nelerin beklediğini tahmin etmekten dahi çekinir olmuştuk. Birimiz firari, birimiz mülteci, birimiz de… Oysa daha dün bir büfenin önünde durmuş, kaşarlı tostla açık ayranı öğrenciliğimizle yakışır bulmuştuk. Ceplerimizde günebakanlar, gençlik merakları ve boğaz esintisi… Şimdi, hemen hepsi boğazımızda düğümlenen bir fotoğraf, bir kısa film, bir hatıra.. Ve değerini yeni fark ettik, fotoğrafı olmayan tebessümlerimizin… “Hepsi bittikten sonra… Şimdi her şey birbirine karışıyor, birbirine benziyor, birbirinde eriyor. Ayrılık, birçok ayrılığı birlikte getiriyor.” diyor Selim İleri. Hepsi biter mi ki?

Bu soruyu soralı beş yıldan fazla oldu dün. Bu soruyu sorduğumu dahi unutmuştum. Ve bu soruya yüklediğim anlamdaki naifliği de. Soru çoktan cevabını bulmuştu, hem de beklediğim şekilde. Lakin hepsinden kastım bu değildi. Ve evet; galiba, hepsi bitti. Ve gerçekten şuan, her şey birbirine karıştı, birbirine benzedi, birbirinde eridi. Ayrılık birken sorduğum bu soru da anlamını yitirdi.

Deneme: M. Esat Özen