Davetsiz Misafir

Şiir: Erdal Dizman

Dün gitti, yarın gelmedi.

Elimizde sadece şimdi var.

Dostum şimdi bir mum söndü.

Karanlık…

Sade bir iz var senden gözümde.

Şimdi sonbahar.

Mevsimler bir an!

Kış kapıda.

Sura üflendi, duymadın mı dostum!

Her ruh kendi mezarlığında.

Kapılar sonuna kadar kapalı, pencereler duvar şimdi.

Sesler kesildi, baykuş şimdi göründü.

Hayalet şehirlerde, ‘gerçek’ bedenden bedene geziyor şimdi.

Alışveriş bitti, son gemi de az önce demirlendi.

Yılanların koşuşturması

Buğdayların rüzgarla dansı şimdi.

Göz dikmedi mirasıma, sade nefesime talipti.

Nerde içimdeki davetsiz misafir!

Dostum hoşça kal!

Şimdi elveda vakti!

İnsan kadar eski ölüm; insan kadar yabancı,

Göğsüme oturdu; nefesimle beslenen yabancı.

Bir gün ömre bedel, günlerdir yataktayım.

Yavaş yavaş beni içine çekiyor;

bataklıktayım.

Manşetler, anonslar, sohbetler,

haberlerde hep aynı konu;

Corona

O, bu filmin starı!

Gören yok beni!

Hey! Heey! Buradayım işte!

Sesimi duyan yok,

Son kez parlayıp karanlığa gömülen

yıldızlar gibi sessizce,

Bir nefes, son nefes, heey!

Hem kıskanç hem bencil bir canavar.

Dostum tut, sıkı tut.

Bırakma sevgiliyi!

Renkleri sıkı tut, ve kelimeleri…

İnsan açlıktan ölmez,

bir lokma ekmek ile doymasını bilir, bilmese de öğrenir.

Ancak; sözleri olmazsa yok olur.

2021 Ocak Lapsus Dergi 

Şiir: Erdal Dizman