Senin gibi kan kusmadım, yüreğimi ağzımda taşımadım. Ablam gibi tekme yemedim çiçekler yetiştirdiğim rahmime. Bak kelebekler yine yağıyor. Köklerimi koparıp atamıyorum. Toprak mı çekiyor beni anne? Kelebek mezarlığında kalıyorum yalın ayak ve çırılçıplak. Üzerime sarı renkte ölümler yağıyor. Devamını Oku
“Büyük Hikaye.” Yaşamın karanlık bir odasının aydınlık bahçesinde acıklı bir aşk hikayesi okuyorum. İyice eskimiş olan sayfalar eğilip bükülüyor. Hikayeyi bitirip sayfayı kapatınca onu görüyorum. Simsiyah  fotoğraftaki kürklü kadını. İstasyonu. Kısık bakışları. Bir kuytuda asılı kalmış bakışlarını. Babaannemi. Haberi okuyorum. Devamını Oku
Sessizlik gittikçe çekilmez oluyor. Geç uyumayı belki de bu yüzden sevemiyorum. Yalnız başına ölmek gibi. Sessizlikte uyumak. Evlerin pencerelerine bakıyorum. Hepsi karanlık. Biri yansa. Uyuyacağım. Öyle hissediyorum. Tam penceremi kapatacakken yanıyor komşunun lambası. Çocukça seviniyorum. Zamansız bir uykuya dalacağımı sanıyorum. Devamını Oku