Ufacık bir tıkırtı, hafif bir hışırtı, yere düşen bir kaşık sesi, çaydanlığın fokurtusu adeta “Tek başınasın!” diye haykırıyordu. Şaşılacak bir şey değildi, insan susunca etrafındaki eşyayı ve dahi iç sesini duyardı. Devamını Oku
Nasıl bir hayal gücüne sahip olduğum, eserleri nasıl bu denli duyguyla ortaya çıkarttığımı eleştirmenler, sanat severler takdir ediyordu. Ama benim içim viran. Hayal gücü değildi olan. Benim hayat bildiğim bahçemin aslında cehennemin ta kendisi olduğu. Devamını Oku
Derin sessizliğin ardından tam pencereye uzanmıştı ki kapısı açıldı. Bir ses: Yine mi kaçıyorsun Nazif! Dıştan boş gözlerle baktığı görülse de, içten geçmiş yılların yükünü taşıyan bakışların arkasından: Döndüler mi doktor dedi!? Doktor acı bir gülümsemeyle: ‘’kaç yıl oldu oğlum? Hem kaç kez dedim sana ? Kuşlar Evine döndü diye…’’ Devamını Oku